Organik ses bozukluklarında, ses larenkste meydana gelen patolojik ve anatomik değişimlerden ötürü doğal kalitesini yitirir. Fonksiyonel ses bozukluklarında larenks herhangi struktürel bir değişime uğramazken, organik ses bozukluklarında larenks organında değişimler görülür.

Organik ses bozukluğunun ilk belirtisi ses kalitesinin bozulmasıyla ortaya çıkar. Seste kısılma, kabalaşma ve çift ton (diplofoni) ile beraber seste kalınlaşma veya incelme duyulur. Boğazda rahatsız bir his, devamlı boğaz temizleme ve yutkunurken öksürmek veya soluk borusuna yemek ve içeceğin kaçması da diğer belirtileridir.

Organik Ses Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir?

Ses tellerindeki kitleler: Sese uzun süre aşırı yüklenme/kötü kullanma veya çevresel faktörlere (toksik, enfeksiyonlar) maruz kalma sonucu nodül, polip, reinke ödemi, kist, sulkus, papillom gibi farklı hastalıklar oluşur.

NODÜL

Ses tellerindeki küçük çıkıntılara verilen bir isimdir; ancak şarkıcılarda görülen teknik ve kullanım problemi ile ortaya çıkan patolojilerle özdeşleşmiştir. Bu nedenle “singer’s nodül veya şarkıcı nodülü” olarakta isimlendirilse de nodül genel bir tanımdır. Bazen erken dönem bir kanserde, yeni gelişmekte olan bir kist de ayrıntılı bir inceleme yapılmaz ise nodül olarak tanımlanabilmektedir. Nodül, hem çocukların hem de erişkinlerin problemidir. Çocuklarda daha çok erkeklerde görülürken, erişkinlerde bayanlarda görülmektedir. Bayanlarda nodüller yanlış ses kullanımı sonrasında ortaya çıkar ve iki tarafta da ses tellerini etkiler. Bu bayanların ses kullanımının erkeklerden farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Bayanlar ses üretirken ses tellerinin arka kısmında doğal bir açıklık yaratır. Bu açıklık sayesinde ses tellerinin kapanma ve titreşim mod dengesini sağlarlar. Gerginlik, sürekli hareketlilik ve yanlış kullanım ile bazı bayanlarda bu açıklık fizyolojik sınırları aşar ve ses tellerinde tam kapanamamaya neden olur. Ses tellerinin en gevşek olan orta ve ön 1/3 lük kısmı sünerek bir çıkıntı yaratır. Bu çıkıntı da nodül olarak adlandırılmaktadır. Bayanlarda problem teknik bir problemdir, tekniğin düzeltilmesi, kullanım miktarının ve gerilimin azaltılması nodüllerin gerilemesini hatta yok olmasını sağlayacaktır. Nadiren cerrahi müdahale gerektirmektedir. Cerrahi tedavi yapılsa bile her zaman gerçek tedavi ses terapisidir. Terapi kalıcı ve etkili başarı sağlamaktadır.

Ses terapisi ile tadavi süreci:

  • Normal ses üretimi, nodül oluşumu ve bu lezyonun varlığı sürecindeki anormal ses üretimi hakkındaki farkındalığı sağlamak,
  • Sesin parlaklığını arttıran, ses telleri üzerindeki gerilimi azaltan bir titreşim davranışı ve duruş sağlamak,
  • Ses üretimi esnasında boğazdaki kas gruplarının uygunsuz ya da fazla çalışması durumlarında yanlış öğrenilen telafi edici davranışları yok etmek,
  • Sağlıklı ses üretimini öğreterek başka lezyonların oluşmasını önlemek.

    Ses teli Polipi:

    Ses tellerinin tabakaları içindeki en önemli yapılardan birisi “mikrodamar ağ” lardır. Bu ağ ses tellerinin beslenmesini sağlar; ve bölgeye göre genişleme ve daralarak değişkenlik gösterir. Ses tellerinde problem olduğunda bu bölgeye giden damarlar açılmakta ve daha da belirginleşmektedir. Normal durumlarda damarsal yapı zor izlenmektedir. Damarsal yapı belirginleştikçe ses tellerinin titreşim yapan en önemi tabakası olan “örtü” tabakasının titreşimi zorlanmaya başlar bu da ses kısıklğına neden olur.

    Ses tellerinde damarlanmanın artığı durumlarda kan sulandırıcı ve kanamayı arttırabilecek ilaçları kullanmak risklidir. Bu ilaçlar masum görülse de ses teli içerisinde şiddetli kanama yaratabilir ve yüzey dokuyu deforme ederek polip adı verilen bir kitle durumu yaratabilir. Aspirin, SSRI türü andidepresanlar, aktarlardan alınan bazı bitki karışımları vb durumlar ses tellerinde kanama riski yaratabilmektedir.

    Reinke ödemi (Polipoid dejenerasyon)

    Ses telinin geçiş katmanında bulunan Reinke boşluğunun jelatinsi bir sıvı ile dolması durumudur. Bu durum genellikle sigara kullanımı, şiddetli reflü, veya uzun süreli vokal travma sonucu oluşur. Reinke ödemi olan hastaların sesi kısık, pürüzlü, çatallı, kalın bir tonda çıkabilir, veya tamamen ses kaybı olabilir. Reinke ödemi bazı durumlarda ses teline zarar veren faktörün kesilmesi ile iyileşebilirken, daha ileri vakalarda cerrahi müdahaleye ihtiyaç olabilir.

      Reflü larenjit sık rastlanan bir boğaz hastalığıdır. 26 yaşından sonra birçok erişkinde mevcuttur. Ancak problem sadece erişkinlerin problemi değil, her yaşın problemidir.

      Reflü “geri kaçış” demektir. Bir akışkanın tek yönlü hareket etmesi beklenir ancak önünde bir engel oluşur ise akışın azalması bir çeşit önceki bölgede bir göllenme doğurur ve bu da göreceli bir geri kaçış olarak tanımlanabilir.

      Gastroenteroloji hekimlerine göre reflü mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasıdır. Bu durum yemek borusu ile mide arasındaki kapakçığın (alt sfinkter) gevşemesi ile oluşur. Ancak boğaz reflüsü farklı bir hastalıktır.

      Boğaz asite hassas bir organdır. Asidite belirli bir seviyenin üzerine çıktığında (pH<4) doku olumsuz bir yanıt verir. Kızarır, şişer, acı hissi doğrur ve boğazdaki refleksleri aktive eder. Mide ve yemek borusu asite dayanıklı organlardır; boğazın rahatsız olabileceği bir asit seviyesinden etkilenmezler çünkü kendisi asitin kaynağıdır. Yüzünüzü sabunla yıkadığınızda bir problem yaşamazsınız ancak gözünüze kaçırdığınızda gözümüz yanar, sulanır. Bunun nedeni yapısı nedeniyle sabundan olumsuz etkilenmesidir. Aynı benzetmeyi boğazımız için de söyleyebiliriz. Boğazımız ses telleri gibi hassas dokuları barındırmaktadır ve akciğerlerimizin kapısıdır. Asit ses tellerimize zarar verebilir daha da önemlisi akciğerlerimizi etkieyebilir. Bu bölge önemli bir kapı olduğu için öksürük gibi bazı önemli koruyucu reflekslerin de tetiklendiği bölgedir. Bu nedenle boğazımız asite hassastır.

      Boğazda asidite arttığında dokuda kızarıklık ve şişme oluşmaktadır. Kızarıklıklığı diğer enfeksiyonlardan daha farklı bir renktedir. Rengi koyu somon renginde ve aşağıya doğru artış göstermektedir.Boğaz ve ağızda dokuların birbirlerine yakın olduğu bölgelerde sıvı tutunumu fazladır ve asit teması uzun sürelidir bu nedenyle yumuşak damak, dudak kenarları gibi bölgelerde kızarıklık ve şişlik görülmektedir. Ancak kızarıklık ve şişliğin en çok gözlendiği bölge yemek borusunun girişi, gırtlak ve ses tellerinin arkasıdır. Bu bölgenin şişliği ise hiç tahmin edemeyeceğimiz bir hisse neden olmaktadır; boğazda gitmeyen balgam hissi ve geniz akıntısı hissi.

      Boğaz reflüsü yaşam kalitesini olumsuz derecede etkilemektedir. Kulak burun boğaz hastalıklarının birçoğunda reflü ile ilgili nedenler mevcuttur.

        Ses teli kistleri, vokal kordun üst dokusuna yakın, içi mukoza ile dolu yapılardır. Vokal kord nodülleri ve polipleri gibi kullanım hatalarına bağlı nedenlerden orataya çıkarlar. Kistler genellikle ses telinin orta kısmında, yani fonasyon sırasında en aktif olan bölgede bulunurlar. Kistler doğuştan veya sonradan oluşmuş olabilirler.

          Ses telinin geçiş tabakasının (lamina propria) incelmiş veya eksik olması durumudur. Ses telinin orta tabakasında çöküntüler gözlenir. Bazen bu duruma bir sulkus kisti de eşlik edebilir. Kişinin ses tonu kısık veya güçsüz, nefesli, yüksek frekanslı olabilir. Bunlara ek olarak kişiler genellikle vokal yorgunluktan, yani konuşurken yorulma halinden şikayet ederler. Genellikle cerrahi müdahale gerektiren bir bozukluktur.

          Ses terapisi ile tedavi yöntemi: 

          Yapısal bir problem olduğu için cerrahi tedavi öncesinde yapılan terapi faydalı olmamakla birlikte tedavi sonrasında hastanın mutlaka ses terapisi alması gereklidir. Terapide, ses tellerine yeni bir davranış kazandırılması amaçlanır. Böylece ses tellerinin yapısı da yavaş yavaş ideal görüntüye ulaşır. (Form follows function)

            HPV (Human Papilloma Virus) enfeksiyonunun ses teli epiteli üzerinde yarattığı bir patolojidir. HPV’ nin 100′ e yakın tipi bulunmaktadır. Bu tipler arasında 6, 11, 16, 18 numaralı tipler ses tellerini etkilemektedir. Hastalığın malign (kötü huylu) kitleler dönüşme ihtimali mevcuttur özellikle 16 ve 18 tipleri bazı larinks kanser türlerinin nedenleri arasında gösterilmektedir. Bu nedenle takip ve tedavisi önemlidir.

            HPV, DNA virüsüdür. Bu nedenle insan genetiğine entegre olabilme özelliği taşır. Viral DNA kanser hücre genomuna entegre olarak kanser sürecini başlatabilmektedir. HPV’ nin dokuda kalış süresi bu karsinojenik süreci daha da kolaylaştrmaktadır. Hastalığın dokuda süreğenliğinin en önemli sebebinin vücudun savunma mekanizmasının verdiği yetersiz yanıt olduğu düşünülmektedir. Özellikle HPV tip 6 ve 11′ lerle yapılan çalışmalar vücudun bu tiplere karşı yetersiz bağışıklık yanıtı sonucunda oluştuğu göstermektedir.

              Ses Teli Felci ve Nöromusküler Fonksiyon Bozukluğu Parkinson, ALS, felç, beyin hasarı nedenli ses hastalığıdır.

              Larenks travmaları kaza, ameliyat, entübasyon sonucu ses teli yaralanması, mide asidinin boğaza çıkması (Reflü), ses telinin bir parçasının alınmış olması veya gırtlakta tümör sonucu meydana gelir.

              Vokal kord paralizisinde ses terapisi ile tedavi yöntemi:

              Tek Taraflı Vokal Kord Paralizisi

              • Glottal kapanmayı arttırmak,
              • Normal fonasyon ve anormal fonasyon arasındaki farkındalığı arttırmak,
              • Telafi edici/ yanlış davranışları azaltmak,
              • Glottal açıklığı telafi etmek için yapılan yanlış boyun duruşunu düzeltmek,
              • Konuşurken nefesi daha ekonomik kullanmayı sağlamak,
              • Ses kısıklığını telafi etmek için çevresel düzenlemeler yapmak.

              Perde taşıma tekniğinin uygulaması

              Hastanın çıkarabildiği en kalın tonda ses üretmesi sağlanır. Doğru ton yakalanana kadar klasik terapi tekniklerinden (itme-çekme, sert glottal atak, larinks manüplasyonu) yararlanılır. Kalın tonlarda laringeal vibrasyon ve ses elde edildikten sonra larinks pozisyonunu stabitlenir. Bu sırada ekstralaringeal kas gerilimleri azaltılır ve abdominal nefes kulanımı hastaya öğretilir. Böylece hastanın nefesi iterek ses çıkarması engellenir. Doğru nefes desteğinin sağlanması ve laringeal stabilizasyonun elde edilmesi fonasyonda doğru tonun yakalanmasını ve devam ettirilmesini kolaylaştırır. Hastanı çıkardığı kalın ses abdominal nefes desteği ile kuvvetlendirilir. Bu çalışmalar sırasında hastanın kendi davranışını kontrol edebilmesi amacıyla ayna yardımıyla hastaya geribildirim sağlanır. Daha sonra yakalanan kalın tonu hastanın sürdürmesine çalışılır ve sesin süresi uzatılır. Hasta çıkardığı sesin rezonansına odaklandırılır. Bulunan ton rezonan bir kaliteye ulaştıktan sonra 2 saniye süreyle hastanın bu tonu tutması sağlanır. Ardından piyano yardımıyla elde edilen ton birer semiton kalınlaştırılarak ve inceleştirilerek genişletilir. Tonu ince ve kalın tonlara taşırken aynı rezonans hissi korunmaya çalışılır. Çalışmaya önce /m/ sesi ile başlanır daha sonra çalışma ünlü seslerle sürdürülür.

              Terapinin ikinci aşamasında aynı işlemler bu kez ince tonlar için yapılır. Hastadan çıkarabildiği en ince tonda ses çıkarması istenir. Çıkan ses larengeal stabilizasyon bozulmadan abdominal nefes desteği ile kuvvetlendirilir ve hasta çıkardığı ince sesin rezonansına odaklandırılır. Hastadan bu ince ve rezonan sesi sürdürmesi istenir. Daha sonra bu ses yine piyano eşliğinde birer semiton kalınlaştırılır ve inceleştirilir. Kalın ve ince semitonlarda ayrı ayrı çalıştıktan sonra her iki tondaki sesler piyanoyla birbirlerine yaklaştırılır. Çalışmalarda düz seslilerden başlanarak yuvarlak seslilere doğru sesli modifikasyonu yapılır.

              Terapinin üçüncü aşamasında kalın ve ince tonlar birleştirilir en kalından an inceye, en inceden en kalına perde taşıma egzersizleri yapılır. Legato skalalarla perde taşınır, daha sonra bu ses günlük kullanıma aktarılır.

              Organik Ses Bozukluğunu Nasıl Önleriz?

              Genel olarak ses hijyenine dikkat edilmesi gerekir. Ses kullanımında daha dikkatli olunmalı, zorlamalardan kaçınılmalı ve akut ses teli iltihaplanmalarında ses mutlaka dinlendirilmelidir. Sigara, alkol ve kimyasal ilaçlardan kaçınılmalıdır.

              Organik Ses Bozukluğu Nasıl Tespit Edilir?

              Organik ses bozukluğu kulak burun bogaz doktorunun muayene etmesi sonucu tespit edilir. Bu muyenede doktor videostroboskopie ile hastanın kulak, burun, bogaz bölgesini kontrol eder ve boğaza inerek ses tellerinin titreşim foksiyonlarını inceler. Papillom, kist türü patoloji belirtilerinde biyopsi, patolojik inceleme ve PCR (Polimerase Chain Reaction) teknikleri ile tam bir tanı konulur.

              Organik Ses Bozukluğu Nasıl Tedavi Edilir?

              Organik ses bozukluğu ses terapisi, ilaç ve mikro cerrahi yöntemlerle tadavi edilir.

              İlaç tedavisi genellikle akut larenks iltihaplanmalarında ve reflü patolojilerinde uygulanır.

              Cerrahi müdaleler genellikle ses teli üzerindeki patolojik doku parçalarının alımıyla ya da tümörlerin alımıyla yapılır. Ameliyat yaraları iyileştikten sonra sesin normal fonksiyonlarının tekrar kazanımı için ses terapisiyle desteklenir. Fiziksel olmayan ama sesin kullanım hatalarından kaynaklanan problemlerde ses terapisiyle tedavi edilir.

              Ses terapisi ses üretiminin/fonasyonun normale dönmesi için çalışır. Ses terapisinin hedefi, nefesi, larenks bölgesindeki gerginliği ve bununla beraber artikülasyonları uyumlu hale getirmek, larenkste oluşabilecek yeni baskılara ve beraberinde getireceği yeni problemlere engel olmak ve önlemler almaktır.

              Örneğin hafif ses teli nodülünde ses terapisi cerrahi müdahale yapılmadan tedavi edebilecek alternatif bir tedavi yöntemidir.

              Ses teli felcinende ses terapisiyle yapılan tedavi sesin geri kazanımında etkili olan bir yöntemdir.

              #accordion-5bf46da10ffe4 .mk-accordion-single.current-item .mk-accordion-tab{ color:#88c2c6; } #accordion-5bf46da10ffe4 .mk-accordion-pane .inner-box{background-color: #fafafa;}